New Page 1
 
 
 
 
 
New Page 1
 
 
» TARİHİ YERLER
 
SELÇUK
 

 

Dünyanın en önemli turistik kasabalarından birinde bulunuyorsunuz.Çünkü dünyanın yedi harikasından biri şu anda bulunduğumuz Selçuk'ta.

Belki sizde dünyanın çeşitli yörelerinden gelen turistler gibi Efes Antik kentini veya Kutsal Meryem Ana Evi'ni görmeye geldiniz. Bu saydığımız üç önemli nokta 10 km. çapında bir alanda sizinde ziyaretinizi bekliyor.

 
 
SELÇUK TA TURİSTİK YAŞANTI
 

 

Daha önce de belirttiğimiz gibi Selçuk İzmir ve Kuşadası'na yakınlığından ötürü oldukça şanslı.

Büyük bir metropole biz 1 saat, Türkiye'nin en önemli sahil kasabalarından biri olan Kuşadası'na 15 dakika uzaklıkta olmak Selçuk'ta kalanlara hareket serbestliği veriyor.

Gündüzleri İzmir'e 15 dakikada bir, Kuşadası'na yarım saatte Pamucak ve Özdere plajlarına tarifesiz olmakla birlikte çok sık aralarla dolmuş seferleri vardır.

Tarih ve arkeoloji sevenler için gündüzler çok kısa. Efes'i gezmek uzun bir zaman alıyor. Ayrıca Meryem Ana Evi, İsabey Camii, St. Jean Kilisesi, Artemis Tapınağı ve müze vakit ayrılması gereken yerler.

 
 
SELÇUK KALESİ
 

 

Kale, Bizans dönemi yıllarında inşa edilmiştir. Efes'in terk edilip yerleşim bölgesinin Ayasuluk tepesine kaymasından sonra önem taşımıştır.

Etrafı sularla çevrili St. Jean kalesinin daha yukarısında bir iç kale görünümündedir. Yapılışı tipik bizans özelliği taşımakla birlikte Selçuk'lu izleride görülmektedir. Çünkü Aydınoğulları tarafından da kullanılmıştır.

 
 
MERYEM ANA EVİ
 

 

Nedir Bu Meryem Ana Evi ?

O günden bugüne gelen eldeki bilgilere göre; Hristiyanlığın ilk yayılışı döneminde İsa, 12 havariden biri olan St.Jean'a annesi Meryem'i emanet etmiş. İ.S. 37-48 yıllarında St. Jean'ın nerede olduğu bilinmiyor. İ.S. 67 yılından itibaren Efes'te yaşadığı biliniyor fakat o yıllarda Meryem'in yaşıyor olması imkansız.

İ.S. 50 yılında Efes'e gelmiş olan St. Poul burada hristiyanlığın kısmen de olsa benimsendiğini görüyor. Bu yüzden İ.S. 37-48 yıllarında St. Jean'ın dolayısı ile meryem'in Efes'te olduğu tahmin ediliyor. O günün şartlarında ilk hristiyanlar adeta gizlenerek yaşamak zorunda imişler. Bu yüzden kendilerine emniyetli, mahfuz yerler seçiyorlarmış. Evin yeri bu yönden de uygun görülüyor.

 
 
ARTEMİS TAPINAĞI
 

 

Artemis Tapınağının tanrıçası Artemis, Yunan mitolojisinde aynı isimle, Roma mitolojisinde Diana diye bilinir. Fakat Efes'e gelince durum değişir. Bilim adamları Efes'i anlatırken tanrıçadan "Efes Artemisi" diye sözederler. Çünkü tanrıça Artemis Efes'te değişik özellikler kazanmıştır. Bütün tanrıların ve tanrıçaların yöresel özellikleri vardır, fakat Efes'te bu durum daha abartılı görülmektedir.

 
 
İSA BEY CAMİİ
 

 

Selçuk 'ta bulunan İslam eserlerinin en güzeli ve en önemlisi İSABEYCamii'dir. Büyük bir şans eseri kitabesi olan bir eserdir. Bu kitabeden bitiriliş tarihini öğrenmekteyiz. (1375) Mimarı ise Ali Ibn ed Dımışki 'dir.

İsa Bey Camii'nin çok önemli bir özelliği, Artemis Tapınağı ve St. Jean Kilisesi gibi ayrı dönemlerin ve ayrı inanışların simgesi olan iki büyük dini eser arasında üçüncü bir dini eser olarak büyük bir ihtişamla yükselmesidir.

 
 
SAİNT JEAN KİLİSESİ
 

 

St. Jean, İsa'nın bu bölgede hristiyanlığı yaymakla görevli havarilerinden biri, ayrıca annesi Meryem'i emanet ettiği "işte oğlun" dediği kişi.

İ.S. 37-48 yıllarında Efes'te yaşadığı iddia ediliyor. İlk hristiyanların kötü şartlarda yaşadıkları, gizlenmek zorunda kaldıkları göz önüne alınırsa bu dönemde St. Jean ve Meryem Ana hakkında fazla bilgi sahibi olunmaması normaldir. Fakat daha sonra Efes'teki ilk kilisenin kurucusu St. Poul öldürülünce St. Jean Efes kilisesinin başına getiriliyor.

Roma İmparatoru Domitianus öldürüldükten sonra, hristiyanlar daha rahat hareket etmeye başlayınca St. Jean İ.S. 67 yılında tekrar Efes'e dönüyor. İncilini yazıyor. Efes'te ölüyor. Mezarı kendi adıyla anılan kilisenin içindedir.

 
 
YEDİ UYUYANLAR
 

1927 Yılında Avusturyalı arkeologlar tarafından başlanılan ve hala devam eden Efes kazılarında, şehrin yakınındaki Pnayır Dağı'nın kuzey yamacında mağara şeklinde bir mezarlığa tesadüf edilmiş ve duvarlarında birçok latince ve grekçe yazılı kitabeler bulunan bir kilise kalıntısı bulunmuştur. Denilgiğine göre burası yedi kişinin uyuduğu mağara imiş.

 
 
ŞİRİNCE
 

 

Efes ölü bir kent haline gelip, Ayasuluk bataklık olunca, sivrisinek ve sıtma hastalığı kent halkını göç etmek zorunda bıraktı. Halk genellikle İzmir ve Kuşadası'na taşındı. Fakat bu yöreden ayrılamayanlar ki çoğu ovada tarım yapıyorlardı. Bazılarıda dini inançları yüzünden kutsal saydıkları Efes topraklarından ayrılmayan rumlardı. Çareyi biraz yükseklere taşınmakta buldular.

Böylelikle Selçuk'un güneyindeki orman bölgesi şirin bir köy halini aldı. Daha sonra köy kasaba halini aldı. İki kilise, okul, hastane, çarşı yapıldı. Ayasuluk belli aylarda inilip tarım yapılan bir yer olarak kaldı.

 
 
EFES
 
 
 

Efes kuruluşunda bir yunan şehridir. Daha sonra çeşitli istilalara uğramış (Lidya, Pers gibi...) şehir uzun süre bir Roma kenti olmuş. Dönemini bir bizans şehri olarak kaptmış.

Fakat Efes uygarlığı olarak düşünülünce Yunan ve Roma dönemi ile karşılarırız.

Gördüğünüz kalıntıların çoğu Roma dönemine aittir. Bazılarıda yunanlılar tarafından yapılıp, roma döneminde restore edilmiştir. Bunu en tipik örneğide Büyük tiyatrodur.

Türk ve müslüman döneminde şehir Ayasuluk'a taşındığı için "Efes Antik Kenti" olarak tanımlanan bölge bu kültürün dışında kalmıştır.

Efes şehrinin Atina Kralı Kodros'un oğlu Androklos tarafından İ.Ö. YY. de kurulduğu söylenir. İkinci bir söylentide Amazonlar tarafından kurulduğudur. Hatta Efes adını bir Amazondan almıştır.

 
 
BÜYÜK TİYATRO
 

 

Yunan döneminde (İ.Ö.5.YY.) yapılmış, Roma döneminde (İ.S.42) büyük tadilat görmüştür.

Panayır dağının eteğine yapıldığı için zaten doğal anfi tiyatrodur. Tüm yunan tiyatrolarının en büyük özelliği yamaçların meyillerinden faylalanarak inşa edilmeleridir.

Ancak roma döneminin şartları gereği tiyatroda büyük değişiklikler yapma zorunluluğu doğmuştur.

Orkestra çevresi yüksek duvarlarla çevrelenmiştir. Bu da, gladyatör ve hayvanlarla yapılan halkın zarar görmesini engellemek amacıyla yapılmıştır. Üç caveadan oturma sırası oluşan tiyatro, dönemin en görkemli yapılarından birisidir. Üst ceveanın en üst basamaklarından denizi görmek mümkündür.

Akustik çok mükemmeldir.

24.000 kişinin rahatlıkla oturabileceği kapasitededir.

 
 
CELCIUS KÜTÜPHANESİ
 

 

Efes'in sevilen valilerinden Tiberius Julius Celcius anısına ölünce oğlu tarafından bu kütüphane bir anıtmezar olarak yaptırılmıştır. (İ.S.114-117)

Yapının ön cephesine çok özen gösterilmiştir. İki katlı cephe mimarisi kullanılmıştır. Dokuz basamaktan sonra korint sütunlar, arkasında giriş kapıları, kapıların aralarında heykeller vardır. Üst kattada sütunlar ve pencereler kullanılmıştır.

 
 
HADRIANUS TAPINAĞI
 

 

Hadrianus Tapınağı, Efes kentinin Roma döneminin en görkemli yapılarından birisidir. Şu anda görülen kısmı sadece ön cephesidir. Frizlerde Efes kentinin kuruluş efsanesinin anlatılmasının yanı sıra, tanrılarla imparatorların ilk defa yanyana tasviri açısından önem taşır. Orjinal frizler Efes Müzesi'ndedir. Görülen frizler orjinallerin mülaylarıdır.

 
 
MÜZE
 

 

Efes Müzesi 1964 yılında ziyarete açılmıştır. Türkiye'nin ziyaretçi sayısı yönünden ikinci büyük arkeoloji müzesidir.

İki avlu ve çok sayıda salondan oluşur. Efes kazılarında çıkan, kendi yerinde sergilenemeyen çeşitli tarihi eserler burada sergilenir.

Büyük boy iki artemis heykeli özel salonda sergilenir.

Müze şu bölümlerden oluşur.
- Ev Buluntuları Salonu
- Çeşme Buluntuları Salonu (Pollio, TrayonÇeşmesi ve Su Sarayı)
- Günümüz Buluntuları Salonu (Masklar, Fildişi Friz, Büstler, Hazine Dairesi, Küçük Buluntular)
- Bahçe (Sütun Başlıkları, Mezar Taşları, Müzlü Lahit, Belevi Anıtı)
- Mezar Buluntuları Salonu
- Artemis Salonu
- İmparator Salonu (Trajan Büstü, Augustus, Livia Heykelleri)

 
 

Kesre Köyü Göztepe Mevkii 35495 - Özdere İzmir - TÜRKİYE   Tel: +90 232 797 66 90   Faks: +90 232 797 52 33   E-Posta: info@hotelmaxima.com